REAL ESTATE SERVICES
Arsalar Küçük, Binaların Kat İzni Üç. Dolayısıyla Ortalama İnşaat Alanı Az Yani Yatırım Maliyeti Düşük. Meraklısı "Az Parayla İş Yaparım" Cesaretiyle Giriyor. Kimi Ustalıktan Yetişme, Eli Nasırlı Ama Sermayesi Kısıtlı. Hemen Cebine Göre Projeci Arıyor. Kimi Başka Sektörden Para Kazanmış, Elinde Nakit Var Ama İşten Anlamıyor. O da Kendine Akıl Veren "Ehil" Arkadaşlarının Tavsiyesiyle Yola Çıkıp, İşi Yapa Yapa Öğreneceğim Diye Yola Revan Oluyor...
Bir de Mimarlık ve Mühendislik Eğitiminin Hâli Var. Özellikle Salgında Uzaktan Eğitimle Gelen Nesil, Sahaya İnince Şaşırıyor. Okuldaki Gibi Piyasada da Genç Mimara İşi Öğreten Yok, Onlarda da Öğrenmeye Sabır. Tüccar ile Aynı Motivasyonla Ticari Riski Göze Alıyor, Hemen Kendi Ofisini Açıp "Projeci" Oluyor.
Peki Bu İş Ortaklığından Ne Doğuyor?
2009 Yılından Beri Kocaeli Piyasasında Mimarlık Yapan, Mimari Projeleri İnceleyen, Değerleme-Merak-Pazarlama Amacıyla Gezen Bir Uzman Olarak, Genelde "Deneme Yamulma Sporu" Yapılıyor. Şehirdeki Yapılaşma, Binaların Kalitesi, Oturanların Memnuniyeti Bunun İspatı. Demek ki Mevzuatlar, Standartlar ve Ticari Hırs Çâre Olmuyor...
İnşaata Soyunan Tüccarın Refleksi Nasıl Çalışıyor? Kaliteli Proje Yerine Ucuz ve Hızlı Üretilen Proje Arıyor. Çoğu Zaman Arsayı Bile Görmeden, Etüt Etmeden, Kopyala Yapıştır Projelerle Bina Tasarlanıyor. Tüccar, Mimarın Yaptığı Hatayı Görecek Bilgiye Sahip Değil. Ortaya, Krokiden Hallice, Araziye Oturumu ve Kat Planları Verimsiz, Taşıyıcı Sistemi Riskli ve Pahalı Projeler Çıkıyor. Yapı Denetim ve Belediye Mimari ve Taşıyıcı Sistem Tasarımına Müdahale Edemiyor, Mevzuatsal Standartlara Uygunsa Onayı Veriyor. Ruhsat Alınıyor Ama İşin İçine Girilince Hatalar Ortaya Dökülüyor.
Hele Mahâl Kapıları Takılırken, "Anya Konya" Anlaşılıyor...
Ustalardaki Durum da Aynı. Çoğu Ne Zanaatkâr Ne de Ahlâklı. En Sevdikleri Müşteri Tipi, Parayı Bastıran Ama İşten Anlamayan Tüccarlar. Bu Dünyada "Parayı Verene Patron" Denir Ama Bizde Nedense Ustalar Hep Patrondur. Eksik, Vasıfsız Projelerin Üzerine İşçilik Hataları da Eklenince Sahada Cümbüş Başlıyor, Hesapsız Değişiklikler Yapılıyor. Yapı Denetim Devreye Giriyor, Bu Yap-Bozlar Yüzünden İş Uzuyor, Malzeme Fiyatları Uçuyor, Verilen Sözler Havada Kalıyor ve Günün Sonunda Masada Ne Para, Ne Zaman Ne de Kâr Kalıyor. Nâmı Sormayın Bile...
Canı Yanan “Tüccar”, "Bu Kadar Harcadım, Şu Kadar Kazanmalıyım" Diyerek Fiyatları Şişiriyor. Piyasa Umduğunu Vermeyince "Sihirbaz Emlakçı" Arayışına Giriyor.
Sonuç?
İlk Düğmesi Yanlış İliklenen Gömlek Elde Kalıyor, Maddi Manevi Yorgunluğa Sebep Oluyor. Zincirleme Kaza Misali, Baştan Yanlış Adımlarla Başlayan Bu Macera, Çoğu Zaman "Deneme Yamulma" Yöntemiyle İflasla veya “Spor Yorgunluğuyla” Bitiyor. Halbuki Doğru Hesap, Ehil Eller ve Sabırla Bu İşten Para da Nâm da Kazanılır, İnşa Edilen Eserden Keyif de Alınır.
Ama İşin Sırrı, İşte O İlk Düğmede...
Yıllarca Mimar Olarak Kaba ve İnce İnşaatlarda Akıl ve Alın Teri Döktüm, Daire Tadilatından Tutun Kocaman Havalimanı İnşaatına Kadar Her Yerde Bulundum. Şunu Net Söyleyeyim: İnşaat Denilen Kaosun Üç Temel Direği Var: Zaman, Maliyet ve Kalite. Zamanı İş Programıyla, Maliyeti Bütçeyle, Kaliteyi Sözleşmeyle Kontrol Altına Almaya Çalışırsın. Ama İnşaat Dediğin Bir Kere Başladı mı, “Fil Gibi Para Yer”. Bu Üç Hedefi Aynı Anda Tutturmak Nerdeyse İmkânsızken Birde Piyasaya Göre Öncelikleri Değiştirebilmek ve Asıl Olan Nakit Akışını Sağlayabilmek ve Kazanmak, Mârifet İster.
İyi Proje, Kaliteli İnşaat, Para Kazandırır...
Demem O ki, Bu Teknik Ticarete Meraklıysanız, Emlakçı Mimarla Tanışmanızda Fayda Var. Ama Önce TECRÜBELERİMİ İnceleyin Derim…






